Arşiv

Archive for Kasım 2009

KUZEY KORE

Kasım 30, 2009 Yorum yapın

KUZEY KORE

Yüzölçümü : 120.538 km²

Nüfus : 23.059.000

Başkent : Pyongyang

Önemli Şehirler : Pyongyang

Yeri : Çin ve Güney Kore arasındadır.

Dil : Korece

Para birimi : Von

Önemli coğrafi yerler : Çang-pay volkanik sıradağları, Taebaek Sanmaek sıradağları, Pyong-yang ovası, Tümen ırmağı.

Türk birliklerinin de katıldığı Kuzey Kore – Güney Kore arasındaki savaş 27 Temmuz 1953’te imzalanan anlaşma ile sonuçlanmıştır.

Kategoriler:Uncategorized

YUMUŞAK ÇEKİRDEKLİ MEYVE HASTALIKLARI

Kasım 30, 2009 Yorum yapın

YUMUŞAK ÇEKİRDEKLİ MEYVE HASTALIKLARI

ELMA KARALEKESİ

Yapraktaki lekeler önceleri yağlımsı görünüştedir, zamanla kahverengiye döner (Şekil 16). Meyvedeki lekeler önceleri yeşilimtrak olup giderek kahverengiye döner (Şekil 17).

Sürgünde lekeler oval veya yuvarlak kabarcıklar halindedir İlkbaharda bu kabarcıklar çatlar ve çatlayan püstüller zamanla birleşerek "uyuz" veya "sıraca" denilen yaraları meydana getirir.

Mücadelesi :

1- Kültürel önlemler : Yere dökülmüş bulaşık yapraklar ve sıracalı dallar kesilip yok edilmelidir.

2- Kimyasal Mücadele :

1. İlaçlama: Çiçek gözleri kabardığı zaman

2. İlaçlama: Pembe çiçek tomurcuğu devresinde

3. İlaçlama: Çiçek-taç yaprakları %70-80 döküldüğünde

4. İlaçlama: Gerektiğinde 10-12 gün sonra yapılır.

Dal sıracası bulunan yerlerde: 1. İlaçlamada 2 katı doz kullanılır.

ARMUT KARALEKE HASTALIĞI

Belirtileri :

- Yaprak, meyve ve sürgünlerde görülür.

-Yaprağın üst ve alt yüzünde oluşan lekeler, başlangıçta yağ lekesi görünümündedir. Giderek kahverengileşirler.

- Meyvede küçük lekeler birleşerek gelişmeyi durdururlar.

Kültürel önlemler :

- Sonbaharda yapraklar toplanıp yakılmalı ya da derince gömülmelidir.

- Sıracalı dallar budanıp bahçeden uzaklaştırılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :

Fenolojiye göre;

1. İlaçlama çiçek gözleri kabardığında,

2. İlaçlama pembe rozet tomurcuğu döneminde,

3. İlaçlama çiçek taç yaprakları %70-80 dökülünce,

4. Diğer ilaçlamalar koşullara ve kullanılacak ilacın etki süresine göre belirlenir.

Dal sıracası bulunan yerlerde 1. ilaçlama %2’lik bordo bulamacı veya bakırlı preparatlardan birisi ile %0.8 dozunda kullanılmalıdır. Dal sıracası bulunmayan yerlerde bu dozlar %1 ve %0.4 olmalıdır. 2. ilaçlama hazır bakırlı ilaçlardan birisi ile %0.4 dozunda veya diğer fungusitlerle önerilen dozda, 3. ve diğer ilaçlamalar bakırlı fungusitler dışındaki fungusitlerden birisi ile önerilen dozda yapılmalıdır.

AYVA-ARMUT SEPTORİA YAPRAK LEKESİ

Belirtileri :

Enfeksiyon yeşil aksamla sınırlıdır. Lekeler önce yaprağın üst yüzeyinde görülür, lekeler gri-beyazdır. Lekelerin kenarları morumsudur. Hastalık önemli boyutlarda olduğunda, yapraklar yaz sonuna doğru dökülür.

Armut ve ayva M. pyri’nin başlıca konukçularıdır. Bazen elmada da görülür.

Mücadelesi :

Kültürel Önlemler:

Fidanlıklarda ağaçların altındaki yaprakların toplanması bulaşmayı azaltır ve mücadeleye yardımcı olur. Toplanan yapraklar gömülmeli veya yakılmalıdır. Yağmurlama sulamadan kaçınılmalıdır. Fidanlıklarda iyi havalanma ve hızlı kurumayı sağlamak için, sıralar arası mesafe yeterli genişlikte olmalıdır.

Kimyasal Mücadele:

Kullanılacak ilaçlar ve dozları:

Etkili madde adı

Formülasyon Tipi

Dozu (preparat) 100 lt suya

Bordo Bulamacı (Bakırsülfat %98+Sönmemiş kireç)

 

0.5 kg+250 g

Bakır oksiklorür %50

WP

400 gr

Benomyl %50

WP

60 gr

Carbendazim %50

WP

60 gr

Thiophanate-methyl %70

WP

60 gr

Thiram %80

WP

150 gr

Captan %50

WP

150 gr

Dodine %65

WP

100 gr

Chlorotholonil %75

WP

200 gr

ELMALARDA MEMELİ PAS HASTALIĞI:

Yaz aylarında elma yaprak ve meyvelerinde oluşan lekeler portakal kırmızısı renginde, yuvarlak veya uzuncadır. Lekelerin alt yüzeyinde ise sarımtırak çıkıntılar oluşur.

Mücadelesi :

Kültürel önlemler : Çevredeki ardıç ağaçları kesilmelidir.

Kimyasal Mücadele :

1. İlaçlama: Çiçek tomurcukları patladıktan sonra, kırmızı rozet dönemi başlangıcında,

2. İlaçlama: Çiçek-taç yaprakları tamamen dökülünce,

3. İlaçlama: 2. ilaçlamadan 15 gün sonra yapılır.

ELMA KÜLLEMESİ:

Hastalık, elma ağaçlarının sürgün, yaprak, çiçek ve nadiren de meyveleri üzerinde zarar yapmaktadır (Şekil 18).

Hastalığa yakalanmış sürgünler, ince unlu bir tabaka ile kaplanmış görünmektedir. Hasta sürgünlerdeki tomurcukların bir kısmı ölür. Bir kısmı ise gelecek yıl için hastalık kaynağı olur.

Mücadelesi :

Kültürel önlemler :

Hastalıkla bulaşık sürgünler, hastalıklı kısmın 15 cm. kadar altından kesilip, bahçeden uzaklaştırılmalıdır. İlkbaharda tepe tomurcukları küllemeli olarak gelişme gösteren sürgünler, yaprak ve çiçek demetleri toplanmalı ve bahçeden uzaklaştırılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :

1. İlaçlama: Pembe çiçek tomurcuğu devresinde,

2. İlaçlama: Çiçek-taç yaprakların %70′i döküldüğünde,

3. Diğer İlaçlamalar: 2. ilaçlamadan sonra mayıs ayı sonuna kadar birer hafta, haziran sonuna kadar ise 10′ar gün aralarla yapılmalıdır.

YUMUŞAK ÇEKİRDEKLİ MEYVELERDE ATEŞ
YANIKLIĞI HASTALIĞI

Belirtileri :

İlk belirtiler, çiçek ve çiçek demetlerinde görülür. Önce suda haşlanmış bir görüntüdedir. Sonra kahverengileşir ve zamanla siyahlaşır. Bulaşık taze sürgünler geriye doğru kıvrılır.

Kültürel önlemler :

Bulaşık alanlardan üretim materyali alınmamalıdır.

Fidanlıklar ve anaçlıklar denetlenmeli hastalık saptandığında yakılarak imha edilmelidir.

Kimyasal Mücadele :

Durgun dönemde budamadan sonra, %2’lik Bordo Bulamacı uygulanmalıdır. Aşağıdaki ilaçlarla, çiçeklenme başlangıcından itibaren 7-8 gün aralıklarla en az 3 ilaçlama yapılmalıdır.

Kullanılabilecek ilaçlar:

Bakır oksiklorür (%37.5) + Manep (%20) WP

(100 lt suya 400 gr)

Fosetyl-Al WP

(100 lt suya 400 gr)

ELMADA DEMİR NOKSANLIĞI

Kloroza yakalanan elma ağaçlarının önce genç yaprakçıklarında hafif sarılık başlar. Yaprak damarları yeşil görünümde olup, sarılık artınca damarlarda sararır.

Kloroz, bitkilerin doğal olmayan şartların etkisi altında kaldıkları zaman gösterdikleri bir reaksiyondur. Basit anlamda yaprakların sararmasıdır.

Bitki yapraklarındaki sararmaya bakteri, fungus ve virüs gibi etmenler yanında; sıcak, soğuk, ışık ve çeşitli fabrika gazları da neden olabilmektedir. En önemli neden, bitkide demir noksanlığıdır.

Demir noksanlığından oluşan klorozun nedenleri:

1. Toprakta yeterli demir elementi bulunmaması,

2. Toprak yapısı kireçli olan yerlerde serbest demirin

bitki tarafından alınamaması,

3. Topraktaki suyun fazlalığı,

4. Işığın çok fazla oluşu.

Mücadelesi :

Kültürel önlemler:

Ağır ve kireçli topraklarda meyve bahçesi kurulmamalı, sulama çok iyi hesaplanmalı, budama fazla güneşlenmeye engel olacak şekilde yapılmalı, kirece dayanıklı meyve çeşitleri veya anaçlar önerilmelidir.

Kimyasal mücadele:

Toprak ilaçlaması:

İlk lekeler görüldüğünde, en uç dalların iz düşümü alınarak bir daire çizilir ve kazılır, ilaç uygulandıktan sonra toprakla örtülür, daha sonra sulama yapılır. Bu sulama 10-15 gün aralıklarla üç defa tekrarlanır.

Yaprak ilaçlaması:

Yaprak üzerine püskürtme şeklinde verilir. Ağaçlarda çiçekten15 gün sonra ağacın gövdesinde 1/2 cm çapında öze kadar inen karşılıklı delikler açılır. Delikler içine preperat doldurulur, sonra da bal mumu veya ağaç macunu ile sıvanır.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİ

Kasım 30, 2009 Yorum yapın

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİ

Türkiye yaklaşık 4 milyon adet ağaç sayısı ve 95 bin ton ayva üretimi ile dünyada ilk sırada yer almaktadır.

Ayva yetiştiriciliği son yıllarda kapama bahçe sayılarının artmasıyla özellikle Marmara bölgesinde geniş bir alana yayılmıştır. Sadece Sakarya ili Türkiye üretiminin %28’ini karşılamaktadır.

İKLİM İSTEKLERİ

Ayva soğuklara elma ve armuttan daha az dayanıklıdır. Bunun için bahçe yeri seçiminde dikkatli olmak gerekir. Fakat ayvanın önce sürgün meydana getirip bunun ucunda çiçek açması, ilkbahar geç donlarının tehlikeli olduğu yerlerde bir avantajdır. Bazı soğuk bölgelerde de ayva yetiştiriciliği yapılmasına rağmen istenen meyve kalitesine ulaşılamamaktadır. Ayrıca ayva aşırı nemli ve rüzgarlı iklimlerden de hoşlanmaz.

TOPRAK İSTEKLERİ

Ayva, çok ağır, aşırı kireçli ve fazla geçirgen olan toprakların dışında kalan birçok toprak tipinde düzenli sulama yapıldığı taktirde yetiştiriciliği rahatlıkla yapılabilir. Aşırı kumlu ve nemsiz topraklarda yetiştirilen meyveler kuru ve boğucu olur.

ANAÇLAR

Aşı ile yapılan üretimlerde anaç olarak Ayva-A anacının kullanılması tavsiye edilmektedir. Ayrıca ayva, çelikle köklenmesi kolay olan bir tür olduğundan bu yöntemle de fidan üretimi yapılabilmektedir.

BAHÇE KURMA

Ayva bahçesi için uygun olarak seçilen yere, bir yaşlı ve sağlıklı fidanlar 4×4 veya 4×5 m aralık ve mesafelerle dikilirler. Yetiştiriciliği yapılan ayva çeşitlerinin çoğu kendine verimli olduğu için, tek bir çeşitten kapama ayva bahçesi kurulabilir. Fakat yine de, çeşit karışımı yapmakta fayda vardır.

ÇEŞİTLER

Ayva çeşit sayısı diğer türlerde olduğu kadar zengin değildir.

Bunun nedeni ise dünyanın birçok ülkesinde ayvanın meyvesi için değil de, anaç olarak yetiştirilmesi gösterilebilir.

Eşme: Ülkemizdeki kapama ayva bahçelerinin büyük çoğunluğu bu çeşit ile kurulmuştur. Bazı bölgelerde renginden dolayı Limon ayvası olarak da isimlendirilmektedir. Meyveleri yuvarlak, sapa doğru biraz uzunca, bol sulu ve mayhoş tatlıdır. Ağaçlar orta kuvvette bir gelişme gösterir ve meyveler eylül sonu ekim başında hasat edilir. Hasat fazla geciktirilmemelidir.

<IMG height=288 src="file:///C:\Users\escort\AppData\Local\Temp\msohtmlclip11\clip_image002.jpg" width=423 v:shapes="_x0000_i1025">

Şekil 10. Eşme Ayvası

Ekmek: Bu çeşidin aynı isimle söylenen birçok tipi mevcuttur. Meyvesi iri, sap tarafı dar, karın tarafı geniş, meyve eti gevrek, sulu, mayhoş ve az tüylüdür.

Şekergevrek: Meyve iri düzgün şekilli, karın tarafı şişkin, sap ve çiçek çukuruna doğru dardır. Meyve kabuğu ince, gevrek, sulu ve hafif mayhoştur. Ekim ayının ilk haftasında hasat edilir.

Altın: Meyvesi çok iri ve sap tarafında belirgin boyun vardır. Kabuk koyu sarı renkli, üzerinde parçalı pas lekeleri bulunur. Meyve eti altın sarısı renkte, az suludur.

Tekkeş: Meyve iri, gösterişli, ince kabuklu, gevrek, sulu ve mayhoş tatlıdır.

Kategoriler:meyve Etiketler:, , ,

ARMUT YETİŞTİRİCİLİĞİ

Kasım 30, 2009 Yorum yapın
 

Armut ülkemizin hemen hemen bütün bölgelerinde rahatlıkla yetişebilen bir türdür. Yapılan istatistiklere göre Türkiye’deki armut ağaç sayısı 13 milyon adet, üretim ise 360 bin tondur. Ağaç sayısı ve üretim miktarlarında son yıllarda gözle görülür derecede bir düşüş yaşanmakta ve bunun en önemli nedenlerinden birisi olarak da Armut Ateş Yanıklığı hastalığı gösterilmektedir.

Dünya armut üreticileri içersinde yıllara göre değişmekle birlikte Türkiye ilk 7 içersindeki yerini korumaktadır.

İKLİM İSTEKLERİ

Ilıman iklim meyvesi olan armut, kış soğuklarına elmadan daha az dayanıklıdır. İlkbahar geç donlarının sık görüldüğü ekolojilerde geç çiçek açan çeşitlerin dikilmesi kazanç açısından büyük önem taşır.

Çeşitler arasında farklar bulunmakla birlikte, armut kışın 7.2oC ‘nin altında 1000-1500 saatlik bir soğuklama ihtiyacı gösterir. Eğer bu ihtiyaç karşılanmazsa geç ve düzensiz çiçeklenme olur veya gözler hiç sürmez.

TOPRAK İSTEKLERİ

Geçirgen, derin, sıcak ve besin maddelerince zengin topraklar armut yetiştiriciliği için uygundur. Armut toprak bakımından fazla seçici olmamakla birlikte yüzlek, kuru ve taşlı topraklarda yetiştirilirse, meyve kalitesi bundan olumsuz (kumlu meyve) olarak etkilenir. Aynı şekilde ağır ve nemli topraklarda yetiştirilen armutlarda da meyve kalitesi, özellikle tat yönünden bozulmuş, meyvenin depo ömrü kısalmış olur.

ANAÇLAR

Ülkemizde armut için ilk kullanılan anaçlar; doğada yabani olarak bulunan ahlat ve armutlar olmuştur. Bundan sonra yoğun olarak fidan üretimine geçilmiş ve anaç olarak armut çöğürü ile ayva-A kullanılmaya başlanmıştır. Ayva-A ‘nın avantajı küçük ağaçlar meydana getirmesi ve düzenli sulandığı taktirde daha kaliteli meyveler oluşturmasıdır. Bunun yanında ayva-A nın dezavantajı; Williams, Coscia ve Starkrimson gibi bazı çeşitlerle aşı uyuşmazlığı göstermesidir. Uyuşmazlık gösteren çeşitler için B. Hardy, ara anaç olarak kullanılmalıdır.

BAHÇE KURMA

Kapama armut bahçesi kurulacağı zaman mutlaka sağlıklı, ismine doğru, aşılı ve bir yaşlı fidanların kullanılmasında fayda vardır. Anaç olarak ayva-A kullanılmış ise, ağaçlara verilmesi gereken aralık ve mesafeler genellikle çoğu çeşitler için 3×4 m armut çöğürü anaç olarak kullanılmış ise, 5×7 m mesafe birçok çeşit için yeterli gelmektedir.

armut-bahcesi

Şekil 8. Armut bahçesinden genel bir görünüş

ÇEŞİTLER

Yetiştiriciliği yapılan armut çeşitleri kısmen kendine verimli veya tamamen kendine kısırdır. Bunun için bahçe kurmadan önce çeşitlerin bu özellikleri araştırılmalı veya tek çeşitten değil en az üç veya dört çeşitten oluşan bir bahçe planı oluşturulmalıdır. Ayrıca çeşitlerin çiçeklenme tarihlerinin de birbiri ile karşılaşmasına özen gösterilmelidir. Tozlanma olayı arılarla olduğu için, mutlaka armut bahçelerinde veya yakınında arı kovanı bulundurulması tozlanma ve döllenme için yararlı olacaktır.

June Beauty: Haziran ayı sonlarında olgunlaşan en erkenci armut çeşididir. Meyvenin güneş gören tarafı pembe yanak yapar. Hasat gecikirse unlulaşma meydana gelir. Erkencilik en büyük avantajıdır.

Akça: Yerli çeşitlerimiz içersinde en erken olgunlaşan, meyvesi küçük, tatlı ve sulu bir çeşittir. Temmuz ayının ilk haftasında hasat edilir. Yeme olumunda meyve sarımsı açık yeşildir.

Mustafabey: Temmuz ayının ikinci haftasında hasat edilen ağaçları kuvvetli büyüyen yerli çeşitlerimizdendir. Meyvelerin güneş gören tarafları kırmızı renk yapar.

B. P. Morettini: Ağaçları orta kuvvette büyüyen iri meyveli yabancı bir çeşittir. Temmuz ayının üçüncü haftasında toplanır. Meyveleri ince kabuklu tereyağı tipinde sulu ve güneş gören yüzü pembe renklidir.

Coscia: Ağaçları kuvvetli büyür ve temmuz sonunda hasat edilir. Meyveleri orta irilikte kalın kabuklu sulu tatlı ve çok az kumludur. Yeme olumunda açık sarı renklidir.

Santa Maria: Ağaçları orta kuvvette büyür ve ağustos ayı başında hasat edilir. Meyveleri tereyağı tipinde, iri, sulu, tatlımsı ve yeme olumunda çok açık sarı renklidir.

Starkrimson: Ülkemizde yetiştirilen, kabuk rengi sıvama kırmızı olan tek çeşidimizdir. Ağustos ayının ikinci haftasında olgunlaşır. Ağaçları orta kuvvettedir. Meyvesi tereyağı tipinde, sulu, tatlı olup yeme olumu kısa sürelidir.

Williams: Dünyada en fazla yetiştirilen çeşitlerden biridir. Ağustos ayının üçüncü haftasında hasat olumuna gelir. Ağaçları orta kuvvette gelişir. Meyveleri orta irilikte, tereyağı tipinde, çok sulu ve tatlıdır. Yeme olumunda sarı renklidir.

Grand Champion: Ağaçları orta kuvvette büyüyen ve ağustos ayı sonunda hasat olumuna gelen bir çeşittir. Meyvesi iri, tereyağı tipinde, ince kabuklu, çok sulu ve paslıdır.

Beurre Hardy: Ağustos sonu Eylül başında hasat olumuna gelir ve orta kuvvette gelişme gösteren ağaçlara sahiptir. Meyveleri orta irilikte çok sulu, tatlı ve kısmen paslıdır. Ayva anacı ile çok iyi aşı uyuşması gösterdiği için uyuşmazlık gösteren armut çeşitlerine ara anaç olarak kullanılır.

D. d. Comice: Ağaçları kuvvetli ve dik büyür. Eylülün ikinci haftasında hasat edilir, iri meyveli, sulu, güzel aromalı tereyağı tipinde kaliteli bir çeşittir.

Ankara: Özellikle Orta Anadolu’da yaygın olarak yetiştirilen en önemli kışlık yerli çeşitlerimizdendir. Eylül sonunda hasat olumuna gelir. Meyveleri orta irilikte, sulu ve tatlıdır.

Kieffer: Sağlıklı ağaçlar meydana getirir ve kısmen armut ateş yanıklığı hastalığına dayanıklıdır. Eylül sonunda hasat olumuna gelir. İri meyveli, sulu ve depolamaya uygun bir çeşittir. Erken çiçeklenmesi bazı bölgeler için dezavantaj olabilir.

Passe Crassane: Eylül sonu Ekim başında hasat olumuna gelir ve ağaçları orta kuvvette büyüme gösterir. Meyveleri iri yuvarlağa yakın şekilli, kabuk kalın ve paslıdır. Uzun süre depo ömrü olan bir çeşittir.

Deveci: Ağaçları orta kuvvette büyür ve yarı yayvan gelişir. Armut ateş yanıklığı hastalığına hassas bir çeşittir. Meyveleri çok iri, basık şekilli, ince kabuklu, sulu, az tatlı ve depo ömrü uzun olan bir çeşidimizdir. Meyveler ekim ayının üçüncü haftasında hasat olumuna gelirler.

KÜLTÜREL İŞLEMLER

Toprak işleme, sulama, gübreleme, meyve seyreltmesi ve hasatta dikkat edilmesi gereken kurallar genel başlıklar altında anlatılacaktır. Özellikle sık dikim yapılmış olan bahçelerde budamaya ayrı bir önem verilmeli, doruk dal hakimiyeti olan sistemlerin seçilmesine çalışılmalıdır.

armut-ates-yanigi

Şekil 9. Armut ateş yanıklığı

Kategoriler:Uncategorized

Merhaba

Kasım 30, 2009 1 yorum

www.superbilgiler.com Sitesinin Resmi blogudur.

Kategoriler:Uncategorized

ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİ

Kasım 30, 2009 Yorum yapın

ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİ

Kuzey Anadolu, Karadeniz kıyı ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları arasındaki geçit bölgeleri, Doğu Marmara ile son yıllarda güneyde göller bölgesi elmanın önemli yetiştiricilik alanlarını oluşturmaktadır. Türkiye’de elma üretimi 2.5 milyon ton civarında olup, dünya elma üretiminde, Çin ve ABD’den sonra üçüncü sırayı almaktadır.

İKLİM İSTEĞİ

Elma, ılıman, özellikle soğuk ılıman iklim meyvesidir. Kış dinlenmesi sırasında odun kısımları –35, -40°C’a, açmış çiçekler –2.2-2.3°C ve küçük meyveler ise –1.1,-2.2°C’a dayanır.

Meyve türleri arasında elma, kış dinlenmesine en fazla ihtiyaç duyar. Soğuklamasını giderememiş elma ağaçlarında yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Elma yüksek yaz sıcağından da hoşlanmaz. Sıcaklık 40°C’nin üzerine çıktığı zaman büyüme durur, daha yüksek sıcaklıklarda ise zararlanma görülmeye başlar.

TOPRAK İSTEĞİ

Elma, genellikle birçok toprak tiplerinde başarılı sonuç verir. Ancak, elma yetiştiriciliği için en iyi topraklar pH’sı 6.0-6.5 ve içerisinde normal kireci ve yeteri kadar humus ve nemi bulunan tınlı, tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı geçirgen ve drene edilmiş topraklardır.

SEYRELTME

Her yönüyle iyi planlanmış bir elma bahçesinden çevre şartları da uygun gittiği zaman, yüklü meyve alınır. Bu meyvelerin fazlası daha sonra çiçek ve meyve seyretmeleri yoluyla atılır. Çiçek ve meyve seyreltmesinin dışında budamanın da dolaylı olarak bir meyve seyreltmesi yöntemi olduğu ve budama ile çiçek gözlerinin bir kısmının kesilip atıldığı bilinmelidir.

Meyve seyreltmenin etkileri şunlardır:

a) Meyve iriliğine etkisi

Seyreltmenin en göze çarpan etkisi, meyve iriliğinde görülür. Meyve başına düşen yaprak sayısı arttığı için, meyvede daha çok karbonhidrat ve sellüloz depolanmış ve böylelikle daha iri meyve oluşumu gerçekleşmiş olur.

b)Meyve rengine etkisi

Aşırı meyve tutumu yapan elma ağaçlarındaki meyve rengi, normal meyve tutumu yapan ağaçlardakinden daha azdır. Elmalardaki kırmızı renk, doğrudan doğruya yapraklarca oluşturulan karbonhidratlarla ilişkilidir. Seyretmeyle bir meyveye düşen yaprak miktarı arttığı için kırmızı renk de artmış olur.

c) Kaliteye etkisi

Kırmızı renk ile meyve kalitesi arasında kesin bir ilişki bulunduğu ve seyreltme ile kırmızı renkte artış olduğu için, kalitede de artma olur. Meyve başına düşecek 30-50 yaprak ile meyvede yeteri kadar karbonhidrat depo edilir.

d) Gelişmeye etkisi

Çok yüklü meyve, ağacı zayıflatır. Böyle ağaçlar sürgünleri pişkinleştiremedikleri için kış soğuklarından zararlanır, zayıflar ve ekonomik ömürleri azalır.

e) Düzenli ürün vermeye etkisi

Elmalarda meyve gözleri çiçeklenmeden hemen sonra oluşmaya başlar ve ertesi yıla kadar bütün bir yılın sonunda çiçeğe dönüşür. Meyve gözü oluşması için karbonhidrat birikimi çok önemlidir. Meyve seyreltmesi yapılan ağaçlardaki karbonhidrat birikimi, seyreltme yapılmayanlara göre çok fazladır. Karbonhidrat birikimi sonucu depo edilen enerji, her yıl düzenli ürün alınmasında önemli bir rol oynar.

Meyve seyreltmesi erken devrede yapılmalıdır. Meyve gözü oluşmaya başlamasından önce bitirilmemiş olan bir meyve seyreltmesi her ne kadar irilik, renk ve kalitede bir iyileşme yaparsa da, ağacın ertesi yılki ürününü olumsuz etkiler.

Elle Seyreltme

Her ne kadar %50 pahalı ise de, iyi seyreltme elle yapılmalıdır. Elmalarda çiçek ve meyve oluşumu huzmeler şeklindedir. Her huzmede 5 çiçek vardır. Uygun koşullarda bu 5 çiçeğin 5’i de meyveye dönüşebilir. Normal koşullarda, bir huzmedeki 5 meyvenin ortada bulunan “kral meyve” dışındakilerin tümü koparılır. Ancak çok kuvvetli vejetatif gelişme göstermesi koşuluyla Starking Delicious, Golden Delicious, Mutsu vb. elmalarda, huzmede bir yerine iki meyve de bırakılabilir.

Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur elma çeşitlerinde, bir huzmede birden çok meyve bırakılmamalıdır.

Kimyasal Seyreltme

Elmalarda seyreltme aracı olarak bir çok kimyasal madde kullanılmaktadır. Yapılan bir denemede tam çiçeklenmeden 15-20 gün sonra Golden Delicious için 180 gr/100 lt ve Starking Delicious için 150 gr/100 lt dozdaki sevin (%50 W.P.) uygulamasından iyi sonuç alınmıştır.

Ayrıca yarı-bodur gelişen çeşitler (Starkrimson Delicious gibi) için ise, tam çiçeklenmeden 15-20 gün sonra 10 ppm’lık NAA uygulaması başarılı sonuçlar vermiştir.

ANAÇLAR

Elma fidanı üretiminde, tohumdan yetiştirilen çöğürler veya vegetatif anaçlar kullanılır. Anaç üretiminde yararlanılan tohumlar yabani veya kültür çeşitlerinden alınırlar. Vegetatif anaçlar ise “değiştirilmiş tepe daldırması” yolu ile kolayca çoğaltılabilmektedir.

En çok kullanılan vegetatif anaçlar:

- Tam bodur: M-9

- Yarı bodur : MM-106

- Kuvvetli : MM-111

Elma bahçesi tesisinde kullanılan anaca ve çeşide göre dikim mesafeleri ve budama sistemleri de değişmektedir.

Örneğin çöğür anacına aşılı standart çeşitler için dikim mesafesi 8mX8m-7mX7m olup, modifiye lider budama sistemi uygulanmaktadır.

Çöğür anacına aşılı yarı bodur (spur tipi) çeşitler için dikim mesafesi, toprağın kuvvetine göre 6mX3m, 5mX3m veya 4mX3m olup, bir lider ve çok sayıda yan dallar olacak, yani gelecekteki yüklü meyveyi çok sayıda yan dala dağıtacak ve çam’a benzeyecek şekilde bir budama uygulanır. Bu amaçla dikim esnasında fidanın tepesi 80 cm’den kesilir. İlk gelişme mevsimi sonu ve daha ilerdeki dönemlerde gerek çatı dalı, gerekse bunlardan meydana gelecek 2. derecedeki sürgünlerde yıllık gelişmenin 1/3’ü kesilerek standart çeşitlerin aksine bunlarda daha fazla vegetatif gelişme ve yaprak yüzeyi elde edilir. İlk iki yıl boyunca hiç meyve alınmaz, meydana gelen çiçeklerin tamamı koparılarak kuvvetli çatı oluşumuna yardımcı olunur.

Çok bodur vegetatif bir anaç olan M-9 üzerine standart çeşitler aşılanırsa, dikim mesafesi 1.5mX3.5m veya 2mX3.5m’dir. Bunda lider dalın gelişmesi dikimden itibaren zayıflatılıp, yan dalların kuvvetlenmesi sağlanır. İlk dört yılda liderin zayıflatması dışında, hemen hemen hiç budama yapılmaz. Ancak, dikimi izleyen ilk gelişme mevsimi sonundan itibaren yan çatı dalları aşağı eğdirilerek, meyve gözü oluşumu teşvik edilir ve dalların dayanıklılıkları arttırılır. 4. yıldan sonra verim budaması yapılır. Bu terbiye sistemi “İğ terbiye şekli” olarak tanımlanır (Şekil 1).

Yarı bodur vegetatif anaç MM-106 üzerine hem standart hem spur çeşitler aşılanabilir. Standart çeşitler aşılanınca dikim aralığı 4mX5m veya 4mX6m; spur çeşitler aşılanınca da 2mX4m olup, modifiye lider terbiye sistemi uygulanır.

elma-bahcesi

Şekil 1. Bodur anaç üzerinde kurulmuş bir elma bahçesi

Kuvvetli vegetatif anaç MM-111 üzerine hem standart hem de spur çeşitler aşılanabilir. Dikim mesafesi ve terbiye sistemi çöğür anacında olduğu gibidir.

DÖLLENME BİYOLOJİSİ

Elma çeşitleri genel olarak kendine kısırdırlar. Ancak yabancı döllenme ile iyi bir ürün alınabilir. Döllenmeyi %90 arılar yapar. Genç elma bahçeleri için gerekli arı miktarı, her 4 dekar için bir kovan veya her 30-40 dekar için 15.000-20.000 arıdır. Tam verime geçmiş ağaçlar için bu miktar 3-4 katına çıkarılmalıdır. Çiçek zamanı arı çalışması ve tozlanmanın sağlanabilmesi için bahçeler ilaçlanmaz. Dölleyici çeşit oranı en az 1/9 olmalıdır. Dölleyici çeşitler ana çeşitten 12-15 m’den daha uzakta olmamalıdır. 2 çeşitten bahçe kurulacak ise her iki çeşitte düzenli verimli ve çiçeklenmeleri aynı zamana denk gelmelidir.

ÇEŞİTLER

Meyvecilikte kullanılan gerek anaç ve gerekse çeşidin gelişme kuvveti azaldıkça, bir başka deyişle anaç bodurlaştıkça yoğun meyveciliğe doğru adım atılmış olur.

Yoğun meyvecilikte ise sık dikimden dolayı birim alana daha fazla sayıda ağaç kullanıldığı için daha yüksek verim elde edilir. Bodur ağaçlardan kurulmuş meyve bahçelerinden erken yaşta ürün alınır. İşgücü ve yapılan masraflar azalır, kültür ve bakım uygulamaları kolaylaşır ve daha kaliteli meyve üretimi mümkün olur. Bodur elma ağaçları ise ya zayıf anaçlar (M-9, MM-106 gibi) kullanılarak ya da yarı bodur gelişen “Spur tipi” (Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious gibi) çeşitler kullanılmak yolu ile elde edilebilmektedir.

Şu anda yetiştiriciliği önerilen elma çeşitleri şunlardır:

Stark Earliest: Ağacı yarı dik, hatta yayvan şekilli, zayıf-orta kuvvette olup, verimi yüksek değildir. Haziran sonu- Temmuz başlarında olgunlaşan yazlık elmadır (Şekil 2). Tozlayıcıları Golden Delicious ve Jonathandır. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerine önerilir.

Stark-Earliest

Şekil 2. Stark Earliest

Vista Bella: Ağacı kuvvetli gelişir, sağlıklı ve bol verimlidir. Haziran sonu-Temmuz başında olgunlaşır. Tozlayıcıları: Idared, Jerseymac, Prima. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilen yazlık bir çeşittir (Şekil 3).

vista-bella

Şekil 3. Vista Bella

Jerseymac: Ağacı zayıf olup, yarı-yayvan gelişmektedir. Meyveler orta büyüklükte, bol sulu, aromalı ve yeme kalitesi iyidir. Temmuzun ikinci haftası olgunlaşır. Tozlayıcıları: Golden Delicious, Granny Smith ve Vista Bella. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilen yazlık bir çeşittir.

Summerred: Ağacı kuvvetli gelişir. Meyveler silindirik-yuvarlak, hafif uzun şekilli, meyve eti gevrek, sulu ve tadı mayhoştur. Temmuzun son haftasında olgunlaşır. Tozlayıcıları: Golden Delicious ve Jonathan.

Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilen yazlık bir çeşittir.

Black Stayman Improved 201: Ağacı yarı dik, kuvvetli ve verimi çok iyidir. Meyveleri çok güzel renklenir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 125’dir. Tozlayıcıları: Golden Delicious, Jonathan, Starking Delicious. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir.

Prima: Ağacı kuvvetli gelişir. Verimi orta, meyve kabuğu kırmızı renkli olup, meyve eti bol sulu, hafif mayhoş ve kokuludur. Kara lekeye dayanıklıdır. Ağustos ayının son haftasında olgunlaşır (Şekil 4). Tozlayıcıları: Florina, Vista Bella ve Priamdır. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir.

prima

Şekil 4. Prima

Mutsu (Sinonim: Cirispin): Japonya’da ıslah edilmiş bir çeşit olup, ağacı yarı dik gelişir. Pasa çok dayanıklıdır, sarı renkli ve Golden Delicious tipi bir elmadır. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 132’dir. Tozlayıcıları: Starking Delicious, Granny Smith. Özellikle nemin yüksek olduğu Karadeniz ve Marmara bölgeleri için Golden Delicious’un yerine önerilmektedir

Jonathan: Ağacı yarı dik-yaygın, orta kuvvette ve çalımsı gelişir, çok verimlidir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 123’dir. Küllemeye hassastır. Soğuk hava deposunda uzun süre muhafazası güçtür. Tozlayıcıları: Golden delicious’dur. Marmara ve Ege bölgelerinde önerilir.

Starking Delicious: ağacı kuvvetli yarı dik gelişir. Çok verimlidir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 136’dır. Soğuk hava deposunda Nisana kadar saklanabilir. Her yıl düzenli ve bol ürün verir. Tozlayıcıları: Golden Delicious, Jonathan’dır. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir..

Golden Delicious: Ağacı dik-yarı dik ve orta kuvvette gelişir, çok kuvvetlidir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 136’dır. Soğuk hava deposunda Mart ayına kadar saklanabilir. Dikkatli meyve seyreltmesi yapılırsa her yıl ve bol ürün verir. Tozlayıcıları. Starkrimson Delicious, Starking delicious, Jonathan’dır. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir.

Starkrimson Delicious: Ağacı çok verimli olup, yarı diktir ve orta kuvvette gelişir. Soğuk depoda Nisan ayına kadar saklanabilir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 140′dır. Verimli toprak, kuvvetli anaç, dikkatli meyve seyreltmesi, daha çok gübre, su ve kuvvetli budama ister. Tozlayıcıları: Starkspur Golden Delicious, Golden Delicious, Stark Earliest. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir (Şekil 5).

starkrimson-delicious

Şekil 5. Starkrimson Delicious

Starkspur Golden Delicious: Ağacı çok verimli, yarı bodur, dik, biraz açık gelişir. Soğuk depoda Mart ayına kadar saklanabilir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 140’dır. Verimli toprak, kuvvetli anaç, dikkatli meyve seyreltmesi, daha çok gübre ve su, kuvvetli budama ister. Tozlayıcıları: Starkrimson Delicious, Starking delicious, Jonathan’dır. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir.

Cooper-7 SB 2: Red Deliciousun spur (yarıbodur) karakterdeki bir mutasyonudur. Meyveler hafif uzunca ve sıvama parlak kırmızı renktedir (Şekil 6). Eylülün üçüncü haftasında olgunlaşır. Meyve kalitesi oldukça yüksektir. Tozlayıcıları: Golden Delicious, Granny Smith ve Jerseymac. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir.

cooper-7-sb2

Şekil 6. Cooper 7SB 2

Melrose: Ağacı kuvvetli gelişir. Meyveleri iri, meyve rengi parlak karmen kırmızısı olup, yeme kalitesi yüksektir. Geç olgunlaşır. Tozlayıcıları: Golden Delicious, Granny Smith, Jonathan ve Idared. Elma yetiştirilen bütün bölgelere önerilir.

Skyline Supreme: Starking Delicious’un mutantı olup, çok iyi renk yapmaktadır. Meyvesi iri, koyu kırmızı renkte ve uzunca silindirik şekillidir. Geç olgunlaşır. Yeme kalitesi oldukça iyidir. Özellikle Starking Delicious’un renk yapamadığı bölgeler için uygun bir çeşittir. Tozlayıcıları: Golden Delicious ve Jonathan

Granny Smith: Ağacı yarı dik-yaygın, zayıf-orta kuvvette gelişir, çok verimlidir. Tam çiçeklenme ile hasat olumu arasındaki gün sayısı 180’dır. Soğuk hava deposunda uzun süre muhafaza edilebilir. Her yıl ve bol ürün verir, soğuğu seven bir çeşittir. Tozlayıcıları: Red Delicious, Golden Delicious’dur. Karadeniz ve Marmara bölgelerine önerilir.

Granny-Smith

Şekil 7. Granny Smith

Amasya: Türkiye’de yetiştirilen elma çeşitleri arasında önemli bir yer tutar. Meyveleri Ekim ayı başında toplanır. İyi saklandığı sürece Mayıs ayına kadar dayanabilir. Ağacı orta büyüklükte, yayvan bir taç. yapar, uzun ömürlüdür. Bir yıl çok meyve verir, bir yıl dinlenir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda her yıl ürün veren Amasya tipleri saptanmış olup, halen bu tiplerden bazıları deneme aşamasındadır.

Bu çeşitler dışında yeni çeşitlerin (Fuji, Gala, Mondial Gala, Elstar, Jonagold, Breaburn, Red Breaburn, Galaxy vb gibi) seçimi için çalışmalar devam etmektedir. Bu konuda daha fazla bilgi almak için İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine ya da Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma enstitüsüne başvurulabilir.

 

Superbilgiler.com

EKOLOJİK MEYVE TARIMI

Kasım 29, 2009 Yorum yapın

Ekolojik tarım doğa sevgisine dayanan, doğa ile birlikte ona zarar vermeden, üretim yapmayı öngören bir felsefeye dayanır. Birim alandan daha fazla ürün alınması amacı ile aşırı derecede ve bilinçsizce sentetik gübre, zirai mücadele ilaçları, büyümeyi düzenleyici maddelerin kullanılması toprak verimliliğinde sürekli düşüşlere, hatta çoraklaşmaya neden olmuştur.

Sentetik gübrenin yoğun olarak kullanılması sonucu, içme sularında nitrat birikmesi oluşmakta, zirai ilaçların ve hormonların aşırı kullanımı ise ekolojik dengenin bozulmasına ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Ülkemizde organik tarım çalışmaları birçok ülkede olduğu gibi tüketici talepleri ve yabancı firmaların Türkiye’den organik ürün talep etmeleri ile başlamıştır. Genelde organik tarım denilince akla kimyasal madde kullanılmadan yapılan tarım akla gelmektedir. Ülkemizin özellikle ekolojik olarak yetiştirilen meyve ihracatından önemli miktarlarda döviz elde etmesi mümkündür.

EKOLOJİK TARIMIN GENEL PRENSİPLERİ

Organik tarımda amaç; sentetik maddelerin yerine, ürün rotasyon sistemleri, ürün artıkları, hayvan gübresi, yeşil gübre ve tarım dışı organik atıkların kullanılmasıdır. Zararlı ve yabancı otlarla mücadele, diğer organizmalardan yararlanarak biyolojik mücadele metotlarının kullanılması, toprak verimliğinin artırılması amacı ile toprakta bulunan yararlı organizmaların artırılmasının amaçlanması öngörülmektedir.

Organik tarımın prensiplerinden birisi de, tarım nöbeti uygulamasıdır. Çok yönlü ve dengeli bir ekim nöbeti uygulaması ile toprak verimliliği korunmakta, aynı tür hastalık ve zararlı etmenlerinin üretim alanına yerleşerek yoğunluğunun artması engellenmektedir.

Organik tarımda hastalık ve zararlılarla mücadelede sentetik zirai mücadele ilaçları kullanılmamaktadır. Bunun yerine aşağıdaki metotlar kullanılmaktadır.

<I style="mso-bidi-font-style: normal">Biyolojik mücadele metodu </I>

Belirli bir alanda bir canlıya karşı doğal düşman ve hastalıklarının planlı bir şekilde kullanılması ile doğal dengenin kurulmasıdır. Bitkilere zarar veren böceğin miktarını o böceğin düşmanı olan bir diğer böcek yardımı ile kontrol altında tutmaktır.

Biyolojik mücadelede başarılı olabilmek için o zararlının düşmanının çok iyi belirlenmesi gerekmektedir.

Biyolojik mücadelede; böcekler, akarlar, bakteriler, funguslar, virüsler ve daha pek çok canlı kullanılabilir. Bu işlem için zirai mücadele teşkilatları ile çalışmakta yarar vardır.

<I style="mso-bidi-font-style: normal">Mekanik ve fiziksel mücadele metotları</I>

Bu yöntem hastalık ve zararlılarla bunlarla bulaşık ürünleri imha etme yöntemleridir. Çapalama, yabancı otlarla mücadele en etkili yöntemlerdir.

<I style="mso-bidi-font-style: normal">Kültürel önlemler yardımı ile mücadele</I>

Bitkisel üretimde kullanılan alanların hastalık ve zararlı yönünden ön araştırması yapılmalı, bulaşık alanlardan kaçınılmalıdır. Ekim nöbeti uygulanmalıdır. Organik olarak yetiştirilecek ürünlerde dikkat edilmesi gereken hususların başında, yetiştirilen ekolojinin organik tarıma uygun olması gerekir. Örneğin oransal nemin yüksek olduğu yerlerde hastalık etmenlerinin gelişmesi kolay olmaktadır. Bu nedenle oransal nemin düşük olduğu yerler organik tarım alanı olarak seçilmelidir. Özellikle son yıllarda ıslah edilmiş karaleke, külleme, mildiyö gibi hastalıklara dayanıklı çeşitler ya da dayanıklı yerel çeşitler kullanılmalı, zararlılara karşı ise; biyolojik mücadele tercih edilmelidir.

Çevrede bulunan bulaşma kaynakları ve ara konukçuları yok edilmelidir.

Organik tarımla ilgili uyulması gereken hususlar konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarafından “Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine” İlişkin Yönetmelik 18 aralık 1994 tarihinde 22145 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Zirai mücadele aşamasında ancak çok zorunlu kalındığında sadece sentetik olmayan belirli sayıda madde ve ürünlerin kullanılmasına sınırlı sayıda izin verilmektedir. Bu alanda kullanılmak üzere geliştirilerek piyasalara verilmiş bazı özel preparatlar da bulunmaktadır.

EKOLOJİK TARIMDA GÜBRELEME

Ekolojik tarımda toprakta kolay çözünen, bitki tarafından doğrudan alınan sentetik ticari gübrelerin kullanımı yasaktır. Topraktan kaldırılan besin maddelerinin ahır gübresi, yeşil gübreleme ve kompost ile yerine iadesi öngörülür. Bunların yanında kireç, dolomit, alg kireci, ham fosfat, kaya unu, bazalt unu, odun külü, kemik, kan ve boynuz unları toprak iyileştiricileri olarak kullanılabilir.

Doğal gübrelerin başında ahır gübresi gelmektedir. Organik tarımda en önemli bitki besin kaynakları kompostlardır. Bunlar su sızdırmaz kapalı ortamlarda hazırlanırlar. Diğer bir organik gübre, yeşil gübrelerdir. Toprağa yeşil gübre ilavesi için, uygun zamanda sürüm yapılarak bitkiler toprağa karıştırılır. Bu konuda baklagil bitkilerinden yararlanılabiliriz. Yeşil gübreler, toprağın organik madde kapsamını arttırır, ayrıca K, Ca, ve Mg gibi elementlerin yıkanarak topraktan uzaklaşmasına engel olunur.

EKOLOJİK MEYVECİLİKTE KULLANILAN PREPARATLAR

Organik meyvecilikte afitler, kımızı örümcek, elma iç kurdu, zeytin sineği, kiraz sineği, koşnil gibi zararlılara karşı, Hint Leylağı yada Nem ağacı olarak bilinen Azadirachta indica, ağaç türünden elde edilen başta Azachtrin olmak üzere salannin meliantriol gibi diğer bazı maddeler özellikle 200’den fazla ısırıcı böcek üzerinde etkili olmaktadır. Yararlı böceklere ve sıcakkanlılara zararlı etkisi bulunmamaktadır. Böceklerin yerleşme, yumurta bırakma ve beslenme davranışlarını engellemekte, başkalaşımları ve üreme yetenekleri üzerinde etkili olmakta veya doğrudan ölümlerine neden olmaktadır.

Bu madde 100 litre suya 250-300 mililitre oranlarında uygulanmaktadır. Yönetmelikler bu maddenin kullanımını tohum ve çoğaltım materyali üretimini ile sınırlandırmıştır.

Beyaz yağ olarak adlandırılan yağlar ise; parazitlere karşı uygulanmaktadır.

Meyvelerde görülen bazı hastalıklara karşı organik meyvecilikte küllemeye karşı kükürt ve karalekeye karşı organik bakırlı preparatlar önerilmektedir.

Diğer bir uygulama ise şaşırtma tekniğidir. Burada cinsel çekiciler (Feromonlar) kullanılmaktadır. Üzümde salkım güvesine karşı <I style="mso-bidi-font-style: normal">Bacillus thuriguensis,</I> lepidoptera familyası larvalarına karşı kullanılmaktadır. Feromon preparatlarını içeren tuzaklarda erkek bireyler yakalanmakta ve böylelikle bu zararlının çoğalmasına engel olunmaktadır.

EKOLOJİK OLARAK ÜRETİLEN ÜRÜN MİKTARLARI

Diğer ürünlerde olduğu gibi, meyve üretiminde de organik olarak üretilen ürün miktarları son yıllarda giderek bir artış sağlanmıştır. Ülkemizde organik tarım, genellikle sözleşmeli tarım şeklinde yapılmaktadır. Üretilen ürünler arasında üzüm, incir, kayısı gibi kurutulanların yanında, taze olarak tüketilen meyveler ve sert kabuklu meyveler de yer almaktadır.

1996 yılı verilerine göre elmada organik olarak üretilen miktar 10.000 ton, kuru üzümde 8.800 ton, kuru incirde 4.000 ton, kuru kayısıda 2.000 ton, fındıkta 2.300 ton, zeytinde 1.700 ton, portakalda 700 ton civarında olup diğer meyvelerdeki üretim miktarları daha düşük düzeylerdedir.

Organik tarım ürünleri, “sertifikalı ve organik olarak üretilmiştir” etiketi ile piyasaya sunulan ürünlerdir. Sertifika ve etiket sertifikasyon ve denetleme firmalarınca verilir.

Ülkemizin organik meyve üretimindeki kapasitesi çok yüksek olup, bu potansiyelin değerlendirilmesi halinde ülkemizin önemli miktarda döviz elde etmesi mümkündür.

BODUR MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİ

Kasım 29, 2009 Yorum yapın

Meyve yetiştiriciliğinde birim alandan elde edilecek verimin artırılması, ağaçları küçülterek birim alana daha fazla sayıda ağaç dikilmesi yoluyla sağlanır. Ağaçları küçültmede en etkili vasıta da bodurlaştırıcı anaç kullanmaktır. Bodurlaştırıcı anaçlar sadece birim alandan elde edilecek verimi artırmakla kalmazlar. Aynı zamanda verime yatma yaşını öne alırlar (Şekil 1), kaliteyi artırırlar, bütün kültürel (Budama, ilaçlama, hasat gibi) uygulamaları kolaylaştırırlar, maliyeti düşürürler ve kısaca meye yetiştiriciliğini modernleştirirler.

meyve7
Şekil 1. Bodur anaç üzerinde iki yaşlı Starking Delicious ağacı

MODERN MEYVECİLİĞİN GEREKLERİ

1. Her Yıl ve Düzenli Ürün

Meyve ağaçları tam verim çağına gelinceye kadar her yıl gittikçe artan bir şekilde ürün verir ve bu yaştan sonra da ekonomik ömrü süresince düzenli olarak ürün vermeye devam eder. Ancak az da olsa bazı çeşitler bir yıl meyve verir, ertesi yıl az meyve verir veya hiç meyve vermez. Bu duruma periyodizite diyoruz. Bu özelliği gösteren çeşitlerden sakınmak gerekir. Bodur anaçlar üzerine aşılanan çeşitler erken verime yatarak, her yıl düzenli ürün verirler.

2. Yatırımın İlk Yıllarda Geriye Dönüşü

 

Erken yaşlarda verime yatma ve birim alana daha çok ağacın kullanılması, bodurlaştırıcı anaçların özelliğidir. Çok bodur bir anaç olan M 9 üzerine aşılı elmalar, dikimin hemen ertesi yıl çiçek açar ve meyve verirler. Yarı bodur bir anaç olan MM 106 üzerine aşılı kuvvetli gelişen çeşitler üçüncü yılda, zayıf gelişen çeşitler ikinci yılda meyve verirler. Halbuki geleneksel olarak kullanılan çöğür (Yabani) üzerine aşılı olan çeşitler, dikimi izleyen beşinci veya altıncı yılda verime geçerler.meyve8

Şekil 2. Starking Delicious elmasında yıllara ve anaçlara göre
dekara verim.

Şunu önemle belirtmek gerekir ki; M9 anacına aşılı çeşitler tam ve ekonomik verime 3. ve 4. yaşında geldiği halde; çok kuvvetli gelişen anaçlar üzerine aşılı aynı çeşitler 12-15. yılda gelirler. Bu nedenle, yatırımın erken yıllarda geriye dönüşünün sağlanması bodur anaç kullanmakla mümkün olur (Şekil 2).

Armut çeşitleri için kullanılan ve bodurlaştırıcı bir anaç olan ayva kökenli EM Quince A üzerine aşılı çeşitleri, dikimin üçüncü-dördüncü yılında verime yatarak erken yaşlarda karlılık getirir. Şeftali, erik, kiraz ve kaysılarda kullanılan bodurlaştırıcı anaçlar, elma ve armuttaki kadar olmasa da, geleneksel çöğür anaçlarına göre, çok daha erken verime yatarak, karlılık sağlarlar. Özellikle, son yıllarda değişik ülkelerde kullanılmaya başlanan ve yarı-bodur, bodur olarak bilinen kiraz anaçlarından Gisel A 5 ve Gisel A 6’nın da erken verime yattığı ve birim alana daha fazla ağaç (70- 80 ağaç/dekar) dikimine müsaade ettiği bildirilmektedir.

Her ne kadar bodurlaştırıcı anaçlarla dekara daha çok sayıda ağaç kullanılması nedeniyle, başlangıç masrafı biraz fazla ise de, dikimi izleyen hemen ertesi yıl verimin alınmaya başlamasıyla, yapılan bu masrafın, diğer kuvvetli gelişen anaçlara göre çok daha kısa zamanda geriye dönüşünü sağlamak mümkün olmaktadır.

3. Üretim Maliyetinde Azalma ve İşgücünde Azalma

Bodur ağaçların ilaçlanmaları, tartışmasız olarak, kuvvetli gelişenlere göre daha kolay ve ekonomiktir. Çünkü büyük ağaçların ilaçlanmaları daha çok dikkat, daha uzun zaman ve daha güçlü makinaların kullanımını gerektirirler.

Bodur ağaçlarda kimyasal yolla ve elle seyreltme ile budama da, aynı ilaçlamada görüldüğü gibi kolay ve daha ekonomik olmaktadır. Her türlü kültürel uygulamadaki gerekli işgücü miktarı önemli ölçüde azalmaktadır. Örneğin budama için dekara gerekli işgücü M 9’da 2 saat, kuvvetli gelişen anaçlarında ise 8 saate çıkmaktadır.

Bodur ağaçlarda tartışılmayan diğer bir üstünlük de, meyve hasadının daha kolay ve ucuz olması ile hasat esnasında ağaçlarda mekanik zararlanma ihtimalinin az olması ve merdiven kullanmaya gerek kalmamasıdır (Şekil 3). Bodur ağaçlardaki meyveleri çocuklar ve bayanlar yerden, merdiven kullanmaksızın kolayca ve çok kısa zamanda toplayabilirler.

meyve9

Şekil 3. Bodur ağaçlarda hasat

Yalova-Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde sonuçlandırılan bir çalışmada, kuvvetli anaç üzerindeki 1 kg elmanın maliyetinin, bodur anaç üzerindekinin en az 2, 2.5 katı olduğu tespit edilmiştir.

4. Değişen Şartlar ve Pazar İsteklerine Kolay Uyabilme

Yaşlı ve büyük ağaçların bahçede tutulması karlı olmayıp, bunların sökülmeleri de çok zor ve pahalıdır. Yetiştiricilerdeki genel kanaat, kuvvetli gelişen ağaçların 6-10 yaşında verime yattıkları ve 15-20 yıl tam verimde kalarak, 25-30 yılda ekonomik ömürlerini tamamladıkları şeklindedir. Yani böyle ağaçlar ekonomik ömürlerini 25-30 yılda tamamladıklarından, bunların yerine yeni ağaçların dikilmesi 25-30 yıl alır.

Bodur ağaçlar ise, dikimden sonra hemen verime yatıp, ilk yıllarda kara geçtiklerinden ve küçük ağaçlar yaptıklarından sökülmeleri kolay olup, yeniden dikilenler daha kısa zamanda verime yatarlar. İşte bodur ağaçların bu özelliği nedeniyle, pazar istekleri azalarak cazibesini kaybeden bir çeşit, daha cazip olan bir çeşitle kısa sürede değiştirilebilir.

5. Yüksek Meyve Verimi ve Meyve Kalitesi

Bodur ağaçlarla kurulu meyve bahçelerinde ilk birkaç yıl içerisindeki verimin, kuvvetli ağaçlardan kurulu bahçelere göre çok fazla olduğu tartışma kabul etmez.

Bu konuda elmalar üzerinde Yalova’da yapılan çalışmalar sonucunda, tam bodur M 9 anacı üzerine aşılı Starking Delicious ve Golden Delicious çeşitleri dekara 143 ağaç dikilmiş ve 8 yıllık toplam dekara verim olarak Starking Delicious’dan 30.556 Kg, Golden Delicious’dan 20.040 kg, buna mukabil aynı yaşta tohum anacı(çöğür) üzerine aşılı aynı çeşitlerden sırasıyla 6.472 ve 7.784 kg verim alınmıştır. Bir başka ifade ile bodur ağaçlarla kurulmuş bir elma bahçesinden, kuvvetli gelişen ağaçlardan kurulmuş geleneksel elma bahçelerine göre, ilk 8 yılda Starking Delicious için yaklaşık 5 kat ve Golden Delicious için 2.5 kat verim almak mümkün olmuştur.

Çok bodur ağaçlarla kurulmuş aynı bahçede ilaçlama, budama, meyve seyreltmesi, sulama ve hasat gibi kültürel uygulamalar da daha kolay, ucuz ve etkili olduğundan, 1 kg elmanın maliyeti de düşük olmuştur. Sonuç olarak, ilk 8 yıllık verilere göre, sık dikilmiş bodur elma bahçeleri, seyrek aralıklarla dikilen geleneksel bahçelere göre Starking Delicious için 11.5 kat, Golden Delicious için 3.5 kat daha ekonomik olmaktadır. Golden Delicious elma çeşidinde periyodisite eğiliminin mevcut olması nedeniyle, Starking Delicious’a göre daha az karlı olmuştur.

Bodur anaçlar üzerine aşılı ağaçlar, alçak boylu ve açık gelişen ağaçlar olduklarından, gölgelenme ortadan kalktığı için, iyi bir güneşlenme ve havalanma ile yeknesak ve çok iyi renkli meyveler meydana getirirler. Böylece pazarlanabilir I. sınıf meyve oranı da %85-95 arasındadır. Oysa geleneksel, kuvvetli gelişen ağaçlarda bu oran %50-60 arasındadır.

BODUR MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİNİN PRATİK ESASLARI

Bodur ağaçları standartlarından ayıran özellik, sadece daha küçük olmaları değildir. Ağacın şekli ve yayılması, meyveye yatma yaşı, çiçeklenme ve hasat zamanı, sürgün çapı, ağacın ömrü, meyve verme tabiatı, yaprak/meyve oranı ve bitkinin besin maddeleri isteği yönünden bodur ağaçlar standartlarından farklıdırlar.

Ağaçlardan bol meyve almak, bizzat bodurlaştırma yöntemidir. Genç ağaçlarda gelişmenin fazla oluşu meyvesiz oluşlarındandır. Verim çağına geldikçe verim arttığı için, yani depo maddelerinin bir kısmı meyveye gittiğinden, gelişmeleri azalır. Bu bakımdan erken yaşta meyve veren ağaç, geç yaşta meyve verene göre daha bodur olur. Örneğin, türlerden şeftali ve elmalardan M 9 anacında olduğu gibi.

Bir yaşlı fidanın dikim esnasında 70-80 cm’den tepesi vurularak uygulanan alçaktan taçlandırma yöntemi de, erken meyveye yatma ve bodurlaştırma etkisi yapar.

Genç ağaçlarda budamanın hafif şiddette yapılması da erken çiçek ve meyve oluşumuna neden olarak, bodurluk sağlar. Kuvvetli gelişme gösteren bir sürgünde yapılacak uç alma, yan gözleri teşvik ederek, daha yaygın ve bodur gelişmeye neden olur.

Kök budaması yoluyla da bodurluk elde edilebilir. Kökler su ve suda erimiş besin maddelerinin ağacın üst kısımlarına taşınması sağladığından; bunların gelişmelerinin sınırlı tutulmaları, vegetatif gelişmeyi azaltmak suretiyle meyve gözü teşekkülü teşvik edilmiş olur. Sürüm esnasında pullukla veya doğrudan yapılan kesim yoluyla köklerde meydana getirilen zararlanma ile bu sağlanır. Bunun adı kök budaması olup, en iyi yapılma zamanı da sonbaharda ağaçların pişkinleştiği dönemdir.

Bilezik alma, boğma ve çentik açma gibi uygulamalar da meyve gözü oluşumunu teşvik ederek, bodurluk sağlar. Meyve türlerindeki çiçek gözleri bir yıl önceki geç ilkbahar veya erken yaz döneminde oluşmaya başladığından, bu işlemlerin en iyi zamanı da bu dönemdir.

Ağaç dallarını aşağıya eğerek bağlama veya dik gelişme yerine geniş açılı dallar elde etmek de meyve gözü oluşumunu teşvik ederek bodurluk sağlar. Fakat, bu uygulamayı spur tipi (yarı bodur) çeşitlerde yapmamak gerekir.

Yukarıda sayılan bodurlaştırma amacıyla uygulanan yöntemlerden en etkili ve sağlıklı olanı şüphesiz ki; genetik bodur anaç kullanmaktır. Genetik bodur anaçların kullanılması ile modern meyvecilik gereklerinin hemen hemen hepsinin yerine getirilmesi mümkün olmaktadır.

MEYVECİLİKTE BODURLAŞTIRICI ANAÇLAR

Bodur bitkiler yüzyıllardan beri bilinmektedir. Ancak, daha çok süs bitkisi olarak ilgi çeken bodur bitkilerden meyvecilik açısından ilk kayıtlar M.S. 1700’lerde bodur kayısılar hakkında elde edilmiştir.

Avrupa kıtasında, ılıman iklim meyve türlerinde bodurluk daha büyük önem kazanmış ve bodur anaç kullanılarak meyve yetiştiriciliği yapılmıştır. Bodur anaç kullanılması her ne kadar oldukça eski tarihlere dayanıyorsa da, modern meyvecilik açısından ilk bodur anaçlar 19. Yüzyılın başlarında kullanılmaya ve 1960’lı yıllarda da ticari olarak kullanılmaya başlamıştır.

Bodurlaştırıcı olan ve klonal olarak üretilebilen anaçlar konusunda üzerinde en çok çalışılan meyve türü elma olup, bunu armut takip etmektedir. Ancak, son yıllarda erik ve kirazda da giderek yaygınlaşan bodur anaç kullanımı hızla artmaktadır.

Ülkemizde de 1980’li yıllardan beri özellikle elma ve armut yetiştiriciliğinde kullanılan bodur anaçlara esas ilgi 1990’lı yıllarda artmış ve bu ilgi ve talep gittikçe artmaktadır.

Meyvecilikte En Çok Kullanılan Bodur,

Yarı-Bodur Anaçlar

1. Elma anaçları

Bugüne kadar yapılan çalışmalarda elde edilen elma klon anaçları “çok bodur”dan “çok kuvvetli”ye kadar değişen bir seri oluştururlar ve aşağıdaki gibi sınıflandırırlar.

Çok bodur (M 9, M 27)

Bodur (M 26)

Yarı bodur (M 7, Mm 106)

Kuvvetli (M 2, MM 111)

Çok kuvvetli (M 25, geleneksel tohum anaçları)

Ancak, burada en çok kullanılanlar özetlenecektir.

M 9: Çok bodur ve bodur sınıfa giren elma klon anaçlarından dünyada en çok kullanılanı M 9 anacıdır. Sürgünleri kalınca olup, düzgün gövde yaparlar. Yaprakları geniş ve uzunca şekillidir. Kaliteli kök yaparlar ancak, kökleri biraz gevrek olup kolayca kırılır. Çok bodur ağaçlar meydana getirirler. Verimli topraklarda daha iyi gelişirler, dikimden itibaren desteğe ihtiyaç gösterirler. Dikimin hemen ertesi yılı meyve vermeye başlar ve en iyi koşullarda bile boyu hiçbir zaman 2.50-2.70 m’yi geçmez. Ağaçlara “ince iğ şekli” terbiye sistemi budaması tavsiye edilir.

M 9 boğaz çürüklüğüne dayanıklı fakat, ateş yanıklığı ve pamuklu bite hassastır. Fidanlıklarda “değiştirilmiş hendek daldırması” ile çoğaltılırlar. Bu anaç, özellikle sulamanın sorun olmayacağı bölgelere tavsiye edilmektedir. Verilecek dikim aralıkları da toprak verimliliğine göre 1.5 m x 3.5 m veya 2.0 m x 3.5 m olmalıdır. M 9 üzerine kesinlikle Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi (yarı bodur) gelişen çeşitler aşılanmamalıdır.

MM 106: Yarı bodur bir anaç olup, pamuklu bite dayanıklı, ancak kök boğazı çürüklüğüne hassastır. Dikilecek toprakların çok iyi drene edilmesi gerekmektedir. Çok iyi kök sistemi oluşturur ve ağaçları kazıkla desteklemeye gerek göstermezler. Yarı bodur gelişen ağaçlar oluşturur, dikimi izleyen 2-3’üncü yıllarda önemli ölçüde meyveye yatar.

Hem yarı bodur (spur tipi) ve hem de kuvvetli gelişen çeşitler için uygun bir anaçtır. Üzerine yarı bodur gelişen çeşitler aşılandığında, ağaçlar hemen hemen M 9 üzerine aşılı kuvvetli gelişen çeşitler gibi küçük kalır. Bu bakımdan, verilecek dikim aralıkları, üzerine aşılanan çeşide göre değişir. Kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında, toprağın kuvvetine göre 5 m x 3 m veya 5 m x 2.5 m; yarı bodur gelişen çeşitler aşılandığında, 4.0 m x 2.5 m veya 4 m x 2.0 m dikim aralıkları verilmesi uygundur. Üzerine kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında değişik doruk dallı, yarı bodur çeşitler aşılanınca çam şekli (bir lider ve çok sayıda yan dallı) terbiye sistemi tavsiye edilir.

MM 111: Kuvvetli ve dik gelişir. Köklenmesi çok iyi ve kalitelidir. MM 111 üzerine aşılı çeşitler yarı kuvvetli ağaçlar meydana getirirler ve kuvvetli büyüyen tohum anaçlarının %75-80’i kadar gelişirler. Dikim aralıkları, kuvvetli gelişen çeşitler için 6 m x 3.5 m, spur çeşitler için 5 m x 3 m olarak tavsiye edilmektedir.

MM 111 üzerine aşılı çeşitler değişik toprak şartlarına iyi adapte olan, sağlıklı, toprağa iyi tutunan ve kazıkla destek gerektirmeyen ağaçlar meydana getirirler.

2. Armut anaçları

Armudun kendi türü içerisinde bodur anacı geliştirilmişse de (OH x F51, OH x F 69 gibi), genel olarak ayva kökenli klon anaçları bodurlaştırıcı anaç olarak kullanılmaktadır.

M Quince A: Üzerine aşılı armut çeşitlerini bodurlaştırıcı etkiye sahiptir. Yabani armut anacı üzerine aşılanmış aynı çeşitlerin %30-60’ı kadar büyür ve ortalama bir yıl daha önce verime yatar.

Araziyi ekonomik olarak kullanmak için, sık dikilmeleri tavsiye edilir. Her ağaca bir herek verildiği zaman, 4.5 m x 3 m, tele alındığında 3 m x 2.5 m aralıklarla dikilirler. Ancak bazı armut çeşitleri ile aşı uyuşmazlığı gösterdiği için, ara anaç kullanılmasını gerektirmektedir.

M Quince C: Armut çeşitleri için kullanılan ve çok bodur olan klonal ayva anacıdır. Quince A’nın % 50’si kadar gelişir. Birim alanda oldukça yüksek verim ve erkencilik sağlar.

Ayrıca M Quince B, BA 29, Sydo, Adams gibi diğer ayva klon anaçları var ise de, bunlardan BA 29 dışındakiler kullanılmamaktadır.

3. Kiraz – Vişne anaçları

Dünyada son yıllara kadar kullanılan Yabani Kuş Kirazı ve İdris tohum anaçları, yerlerini yavaş yavaş bodur, yarı-bodur gelişen klon anaçlarına bırakmaktadır. Özellikle batı Avrupa ülkelerinde bu bodur klon anaçları hızla yaygınlaşmaktadır. Aşağıda kısa özellikleri açıklanan ve bodur oldukları bildirilen Kiraz-Vişne klon anaçlarından en yaygın olarak kullanılanları ülkemize de getirtilerek Yalova- Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü koordinatörlüğünde 6 ayrı ekolojik bölgede denemeleri kurulmuş olup, şu ana kadar yapılan gözlem ve saptamalara göre Gisel A 5 en ümitvar olarak görülmektedir.

Mahalep SL 64: Mahalep’ten seleksiyon yoluyla elde edilmiş olup, hem yeşil ve hem de odun çelikleriyle kolaylıkla çoğaltılabilir. Bütün kiraz çeşitleriyle iyi aşı uyuşması gösterir. Erken meyveye yatar. Orta büyüklükte ağaçlar yapar. Özellikle kumlu, çakıllı pHsı yüksek topraklara tavsiye edilir.

Gisel A5: Almanya’da Giessen Üniversitesi tarafından geliştirilen Gisel A serisinden bir klon anacı olup, <I style="mso-bidi-font-style: normal">Prunus cerasus x Prunus canescens</I> melezidir. Yabani tohum anaçlarına göre % 50-60 oranında bodurluk sağlar. Erken meyveye yatar (Şekil 4). Özellikle ağır, killi topraklarda iyi sonuç verir. Doku kültürleri yoluyla çoğaltılmaktadır.

Gisel A 6 aynı seriden elde edilmiş olup, geççi ve kendine verimli olan çeşitler için daha çok önerilmektedir.

meyve10

Şekil 4. Gisel A 5 üzerine aşılı 2 yaşlı 0900 Ziraat kiraz çeşidi

Ma x Ma 14: Mahalep’ten seleksiyon yoluyla elde edilmiş, yarı bodur bir anaç olup, Fransa’da daha çok kullanılmaktadır. Kireçten kaynaklanan kloroza dayanıklı olduğu bildirilmektedir. Erken meyveye yatar. Bakteriyel kansere de tolerant olduğu bilinmektedir. Doku kültürleri yoluyla çoğaltılmaktadır.

Weiroot 158: Almanya’da vişnelerden seleksiyon yolu ile elde edilmiş bodur bir klon anacıdır. Bazı kiraz çeşitleriyle aşı uyuşmazlığı göstermektedir. Yeşil çelikle kolaylıkla çoğaltılabilmektedir. Erken meyveye yatar.

Tabel (Edabriz): İranda vişnelerden seleksiyon yoluyla elde edilmiş ve Fransa’da geliştirilmiştir. Yeşil çelikle çoğaltılabilir. Ancak, daha çok doku kültürleri yoluyla çoğaltılmaktadır. Bütün kiraz çeşitleriyle iyi aşı uyuşması göstermektedir. Yarı bodur bir anaçtır. Killi-tınlı toprakları tercih eder. Kurak ve PH’sı yüksek topraklarda iyi sonuç vermez.

Mazzard F 12/1: Kuş kirazından seleksiyon yolu ile elde edilmiş, kuvvetli gelişen bir klon anacıdır. Bütün kiraz-vişne çeşitleri ile çok iyi aşı uyuşması gösterir. Bakteriyel kansere dayanıklıdır. Yeşil çelikle çoğaltılabilmektedir.

4. Erik anaçları

Günümüzde erik çeşitlerine anaç olarak erik, şeftali, kayısı ve badem türleri kullanılmaktadır. Bunlardan ülkemizde en çok kullanılanı yabani erik tohumlarıdır. Başlıca bodurlaştırıcı bazı erik anaçları ve kısa özellikleri aşağıda açıklanmıştır.

Myrobalan anaçları: Farklı erik türleri için kullanılan anaçlardır. En önemli özellikleri olumsuz toprak şartlarına iyi uyum göstermeleri ve taban suyu yüksekliğine dayanıklı olmalarıdır. Ülkemizde can erikleri olarak tanınan bu eriklerin en önemli klonları; Myrobalan B, Myrobalan GF 31 ve Myrobalan 29 C’dir. Orta büyüklükte ağaçlar yapar.

Marianna anaçları: Melez olan ve ota büyüklükte ağaçlar yapan bu anaçlar, çelikle çoğaltılmakta ve ağır ve çok rutubetli topraklar için önerilmektedir. Marianna 2624, Marianna Gf 8-1 ve Marianna 4001 en yaygın kullanılan anaçlardır. Hem Avrupa ve hem de Japon grubu erik çeşitleriyle iyi uyuşma göstermektedir.

Pixy: İngiltere’de seleksiyon yolu ile elde edilmiş yarı-bodur bir klon anacıdır. Çelikle çoğaltılmaktadır. Erken meyveye yatar ve iri meyve oluşumunu sağlamaktadır. Ancak, verim yönünden çok iyi sonuç vermemektedir.

Bu anaçların dışında Commun Mussel, St. Julien A, St. Julien 655/2, Brompton ve Damas son yıllarda ümitvar görülen anaçlardır.

5. Şeftali anaçları

Şeftalilerde de klon anaçlarının kullanımı son yıllarda giderek artmaktadır. GF 677, GF 657 gibi şeftali x badem melezi klon anaçları olup, özellikle kireçli topraklarda önerilmektedir. Kuvvetli gelişen bu anaçlar, şeftali dışında erik ve badem anacı olarak da kullanılmaktadır.

Citation: Şeftali x erik melezi olan bu anaç orta kuvvette gelişir, ağır topraklara iyi uyum göstermektedir. Erken meyveye yatar.

6. Kayısı anaçları

Kayısı çeşitleri için en iyi anaç yabani kayısı (zerdali) tohumlarıdır. Ancak, Prunus besseyi üzerine aşılı kayısı çeşitlerinin yarı-bodur, sarkık ve sağlıklı gelişen ağaçlar meydana getirdikleri bilinmektedir.

Meyvecilikte Kullanılan Klon Anaçlarını Çoğaltılması

Sert çekirdekli meyveler için kullanılan klon anaçları genellikle çelikle ve bazıları da doku kültürleri yolu ile çoğaltılmaktadır. Oysa yumuşak çekirdekli meyvelerin klon anaçları ise başarılı bir şekilde arazide “değiştirilmiş tepe daldırması” yöntemiyle çoğaltılmaktadır (Şekil 5):

- 80-100 cm boyundaki bir yaşlı köklü damızlık bitkileri, ekolojik bölgelere göre, Aralık-Mart aylarında sıra arası 1.5 m ve sıra üzeri 25 cm aralıklarla, toprakla 450’lik açı yapacak şekilde dikilir. Dikim esnasında 20 cm’lik tepe kısımları kesilir (Şekil 5 A).

- Haziran sonu ve Temmuz ayı başlarında bitkiler tamamen toprağa yatırılır (Şekil 5 B).

- Ertesi yıl Şubat-Mart aylarında budama zamanı toprak üstündeki sürgünlerin tamamı kesilir (Şekil 5 C).

- Mayıs ayı sonlarına doğru 15 – 20 cm uzunluğa erişince sürgünlerin dibine topraktan 2 cm yüksekliğe kadar PH’sı 4.5-5 olan torf ve 2 cm kumlu toprak serilir. Bundan sonra haftada bir ve her defasında 5 cm kumlu toprak serilerek 10-15 cm yükseklikteki köklenme ortamı görevi yapacak kümbet oluşturulur (Şekil 5 D).

- Ekolojik bölgelere göre Aralık – Mart aylarında, ana damızlık bitkilerden köklenmiş sürgünlerin kesimi başlar. Bunun için, kümbet toprağı önce elle açılarak köklenmiş sürgünler budama makası yardımıyla ana bitkiden ayrılır (Şekil 5 F).

- Haziran ayında itibaren aynı yol izlenerek, aynı yerde ve aynı anaçlardan 12 – 15 yıl süreyle üretim gerçekleştirilebilir.

meyve11

Şekil 5. Elma-armut klon anaçlarının değiştirilmiş tepe daldırması yöntemiyle çoğaltılması

BODURLAŞTIRICI ANAÇLAR ÜZERİNE AŞILI ÇEŞİTLERLE BAHÇELERİN KURULMASI

Meyvecilikte kullanılan bodur ve yarı bodur anaçları sayesinde birim alana daha fazla ağaç dikilerek sık dikim yapma imkanı sağlanmış olur.

Türlere ve kullanılan anaçlara göre dekara dikilebilen ağaç sayıları da değişmektedir. Değişik toprak koşullarına göre bodur ve yarı bodur anaçlar üzerine aşılı çeşitlerden ekonomik ve optimum bir verim elde etmek için dekara dikilecek ağaç sayıları Çizelge 1.’de verilmiştir.

Çizelge 1. Dekara dikilebilecek ağaç sayıları

Meyve türü

Bodur anaç

Yarı bodur anaç

Elma

140-200

75-125

Armut

114-140

75-85

Ayva

114-140

75-85

Erik

65-85

50-65

Şeftali

65-85

50-65

Kiraz

60-75

40-50

Vişne

60-75

40-50

Yukarıdaki çizelgede gösterilen ağaç sayıları üzerine anaçlardan başka, toprağın verimliliği, çeşidin kuvveti ve verimliliği, iklim, budama ve terbiye şekli ile ağacın alacağı son büyüklük durumu rol oynar.

SIK DİKİM BAHÇELERİNDE UYGULANAN TERBİYE ŞEKİLLERİ

M9 anacı üzerine aşılanmış ağaçlar dışında, diğer tür, çeşit ve anaç kombinasyonlarından oluşan ağaçlarda genellikle değişik doruk dallı (Modifiye Lider) veya çam şekli budama ve terbiye sistemleri önerilmektedir. Söz konusu terbiye şekilleri Budama dersinde etraflıca açıklanmıştır.

Burada bodur M 9 anacı üzerine aşılı elma çeşitleri için sık dikim bahçeleri için önerilen “İnce İğ Şekli” budama ve terbiye sistemi açıklanacaktır.

M 9 anacı üzerine aşılı ve kuvvetli gelişen tüm elma çeşitleri için sık dikim bahçeleri kurulacağı zaman, hemen düşünülmesi gereken terbiye şekli “ince iğ” (slender spindle)’dir. Aşağıda, ağaçlara bu terbiye şeklinin nasıl verileceği açıklanmıştır.

Bir Yaşlı Fidanların Dikim Mevsimindeki Budanmaları

İyi şekillenmiş bir “ince iğ” elde etmek için, dallanmış, bir yaşlı fidanlar en iyi dikim materyalidir (Şekil 6). Bu sistemde bir yaşlı dallanmamış fidanlar da kullanılır. İster dallanmış, ister dallanmamış olsun bir yaşlı fidanların tepelerinin, fidanın büyüklüğüne, toprağın verimliliğine ve verilecek dikim sıklığına göre, topraktan itibaren 75 – 85 cm yükseklikten kesilmeleri gerekir (Şekil 7)

meyve12 meyve13

Şekil 6. M 9 anacına aşılı bir Şekil 7. M 9 anacına aşılı dallanmış

yaşlı iğ şekli için uygun bir ve dikim esnasında 85 cm’den

Golden Delicious fidanı tepesi kesilmiş bir yaşlı Golden

Delicious fidanı

Birinci Gelişme Mevsimi Sonunda Yapılacak Budama

Ağaç dengeli bir gelişme gösterirse, yok denecek kadar az budama yapılır veya hiç yapılmaz. Eğer ağaç 2.5 m’yi geçmişse, genellikle liderin uzantı dalının çıkarılması yeterlidir. Bunun anlamı, liderde uç kesimi yapılmayıp, liderden yeni çıkan sürgünlerden, aşağıdan itibaren birincisi üzerinden kesim yapmak demektir (Şekil 8).

İlk gelişme mevsimi sonunda, ana gövde üzerinde bulunan ve topraktan itibaren 40 cm’ye kadar olan dallar çıkartılır. Yan dallar ilk gelişme mevsiminin sonunda, iple aşağı doğru geniş açı yapacak şekilde bağlanmak veya ağırlık asmak suretiyle eğilirler. Ancak eğilemeyecek kadar çok dik gidenler, budama zamanında tamamen dipten çıkartılır. Yan dallarda hiçbir şekilde uç kesimi yapılmaz.

meyve14

Şekil 8. M 9 anacına aşılı iki yaşlı bir Golden Delicious ağacının birinci gelişme mevsimi sonundaki görünümü

a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

İkinci Gelişme Mevsimi Sonunda Yapılacak Budama

Ortadaki lider dal üzerinde yapılacak işlem, bundan önceki mevsimde olduğu gibidir. Lider dalın uzantısı zig-zag gelişmeye imkan verecek şekilde, bununla rekabet edebilecek olan dalla değiştirilir.

Yan dallarda uç alma ve dipten çıkarma yine kesinlikle yapılmaz. Ancak çok dik dal varsa dipten çıkarılmalıdır. Bu devrede, eğer varsa bir önceki mevsimde yapılmış olan hata giderilmeye çalışılır. Örneğin bir önceki mevsimde eğer çok kuvvetli gelişen bir dal ağaç üzerinde muhafaza edilmiş ise, bu dal ağaç için büyük bir ağırlık getireceğinden, ağaçtaki dengenin sağlanması için bunun çıkartılması gerekebilir (Şekil 9).

meyve15

Şekil 9. M 9 anacına aşılı kuvvetli ve ağaç için ağırlık yapacak şekilde dal oluşturulmuş üç yaşlı bir Golden Delicious ağacının ikinci gelişme mevsimi sonundaki görünümü

a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

Üçüncü Gelişme Mevsimi Sonunda Yapılacak Budama

Bu mevsimde de, aynı bir önceki mevsimde olduğu gibi, zig-zag gelişmeyi sağlamak için lider dalın uzantısı değiştirilir. Eğer gelişme kuvvetli ise, liderin iki yaşlı kısmında uç kesimi yapılabilir. Gelişme zayıf ise, bu uç almayı yıllık sürgünde yapmak yeterli olur (Şekil 10).

Yan dallarda uç kesiminden kaçınmak gereklidir. Eğilebilecek derecede ve yatay durumdaki dallar kesinlikle çıkarılmayıp aşağıya doğru eğilmelidir. Daha önceki yıllarda lider dalda yapılmış olan sert kesim sonucunda, çatı üzerinde oluşan çok kalabalık ve ağaç için taşınmayacak kadar ağırlık yapan dallarda, uç kesimi yapılmaksızın dipten çıkarma yapılmalıdır (Şekil 10).

meyve16

Şekil 10. M 9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki görünümü

a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

meyve17

Daha kaliteli meyve almak için aşağı doğru ve toprağa değecek şekilde yaklaşmış meyve dalcıkları kısaltılmalıdır (Şekil 11).

Şekil 11. M 9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki görünümü

a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

Dördüncü ve Daha Sonraki Mevsimlerin Sonunda Yapılacak Budama

Beş ve daha yaşlı ağaçların tepeleri gerekli olduğunda kısaltılmalıdır. Eğer ağaç yüksekliği kabul edilebilir yükseklik olan 2.5 m’yi geçmiş ise, her budama mevsiminde bir ve daha yaşlı dallarda kısaltma tipi budama yapılabilir (Şekil 12).

Özellikle ağacın tepesinde oluşan kalabalık ve kuvvetli gelişen dallarda dipten çıkarma yapılmalıdır.

meyve18

Şekil 12. M 9 anacına aşılı beş yaşlı bir Golden Delicious ağacının dördüncü gelişme mevsimi sonundaki durumu

(Ağaç kalabalık bir dallanma yaptığından kalın dallar çıkartılır)

a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

Dördüncü ve daha sonraki gelişme mevsimlerinde ağacın çatı dalları üzerindeki ikinci derecedeki dallarda hem kısaltma tipi ve hem de seyreltme (dipten çıkarma) tipi budama yapılır.

Şekil 13’de bahçe kuruluşundan itibaren özen gösterilmiş ve bunun sonucunda da ideal şekli almış dokuz yaşlı bir Golden Delicious ağacının budamadan önce ve sonraki durumu görülmektedir.

meyve19

Şekil 13. M 9 anacına aşılı dokuz yaşlı bir Golden Delicious ağacının sekizinci gelişme mevsimi sonundaki durumu

(Tepesi az dallanmış olan ideal bir iğ şekli).

a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

ÇOK BODUR GELİŞEN AĞAÇLARIN DESTEĞE ALINMALARI

Diğer meyve türlerinde bodur ve yarı bodur anaçlar kullanıldığında, ağaçlar ilk 1-2 yıl herekle desteklenmeye ihtiyaç göstermektedir. Oysa, M 9 anacı üzerine aşılı çeşitlerle elma bahçeleri kurulacağı zaman, her ağacı dikimden itibaren olmak üzere ve ömrü boyunca bir herek ile desteklemek gerekmektedir. Bu herek, 2.60 m boyunda olup; 50 cm’lık kısmı toprağın altında kalacak şekilde ve hakim rüzgar yönünde çakılır. Herek 3-5 cm çapında olmalı ve toprağın altında kalan kısmı ziftlenmelidir. Ağaçlar, dikimden itibaren hereğe ip veya başka bir malzeme ile bağlanmalıdır. Herek ile ağaç arasında 10-15 cm uzaklık bulunmalıdır.

MEYVECİLİKTE BUDAMA

Kasım 29, 2009 Yorum yapın

Budama, ağaca iyi bir şekil vermek, gelişme ve verime etki etmek, kaliteyi iyileştirmek ve çeşitli nedenlerle zararlanan yerleri onarmak amacı ile yapılan kesme sanatıdır.

Dikim zamanı veya bunu izleyen birkaç yıl içindeki budamanın amacı, ağaca, verime yattığı zaman kırılmaksızın meyveyi taşıyacak şekilde kuvvetli bir çatı oluşturmaktır.

Verim çağı (türlere göre 4-6 yaşından sonra) yapılan budamanın amacı, gelişme ile verim arasında bir denge oluşturmak ve yüksek kaliteli meyveyi elde edecek şekilde ağaca taşıyabileceği kadar meyve verdirtmektir.

Gençleştirme budaması ise verimden düşmüş yaşlı meyve ağaçlarına uygulanır. Bir süre daha fazla ürün alabilmek için yaşlı ağaçlara daha şiddetli budama yapılarak, sürgün verme ve gelişme göstermeye zorlanırlar.

GENEL PRENSİPLER

Ağacın Büyüme Durumu: Meyve türleri içerisinde bir çeşit yaygın ve yatay dallı gelişirken‚ diğeri yukarı doğru ve dik bir gelişme gösterebilir. Yaygın ve yatay gelişen bir çeşide‚ dalların birbirine geçmesine engel olacak şekilde‚ yukarı doğru gelişmesini teşvik edecek bir budama yapmak gereklidir. Yukarı doğru ve dik gelişen bir çeşidi de‚ ilaçlama‚ meyve seyreltmesi‚ hasat v.b. gibi kültürel uygulamaları kolaylaştırmak için‚ yana doğru ve yaygın gelişmesini teşvik edecek bir budama yapmak gereklidir.

Budamanın Çiçek ve Meyve Bağlamaya Etkisi: Genç ağaçlara yapılacak budama çiçek ve meyveye yatmayı geciktirir. Ancak‚ meyveye yatan çiçek miktarının artmasına yardımcı olur. Çünkü budama ile ağaçtaki bazı gelişme noktaları da çıkarıldığından‚ geriye kalanlara elverişli su ve azot temini dolaylı olarak artırılır.

Budamanın Verim ve Kaliteye Etkisi: Budama, verimde bir miktar azalma yapmasına rağmen meyve kalitesinde çok fazla bir iyileştirme yapar. Budama ile bir kısım meyve de atıldığından; geriye kalanlara yedek besin maddelerinden daha fazla pay düşer. Budama ile yaprak miktarı ve buna bağlı olarak su kaybı da azalır ve ağaçların güneşlenme ve havalanmaları artacağından meyve rengi ve iriliği artar.

Budama Yaralarına ve Artıklarına Yapılacak Muamele: Kesim izi 5 cm’yi geçen yaralara macun sürülmelidir. Budama artıkları da ertesi yılın hastalık taşıyıcıları olduğundan yakılmalıdır.

Budamanın Mevsim ve Zamanı: Dinlenme devresi denilen ve yaprak dökülmesi ile ilkbahar da tomurcukların patlaması arasında geçen zaman budama için uygundur. Ancak, araya donlu günler girerse, budama işi don tehlikesi ortadan kalkıncaya kadar ertelenmelidir. Bu dönemde aynı zamanda hem işçi sorunu olmaz hem de yapraklar olmadığından kesim yerleri arasında daha iyi ilişki kurulur.

Ağaçların Terbiyesinde Kullanılan Sistemler: Modifiye lider (değişik doruk dallı) terbiye sistemi en çok tercih edildiği için bunun üzerinde duracağız. Modifiye-lider sisteminin çok tercih edilmesinin nedeni, diğer sistemlere göre daha kuvvetli çatal dallara sahip olması ve ana dallar arasındaki dikey mesafenin daha fazla olması nedeniyle daha çok meyve yükünü taşımasıdır. Bu sistemde kuvvetli fidanlar dikilmelidir ve ana dallar ikinci derecede çatı dallarını meydana getirinceye kadar lider dalı gelişmesi durdurulmamalıdır. Verim çağına gelmiş bir ağaçta 8-10 adet büyük yan dalı meydana gelmesine imkan verilir. Lider dalın gelişmesi türlere bağlı olarak 4-5 yıl sonra özel bir kesim yapılarak zayıflatılmalıdır.

Genel prensipleri türlere göre pek fark etmeyen modifiye-lider sisteminde elmayı ve şeftaliyi örnek olarak verilen açıklayıcı bilgi aşağıdadır. En çok bir yaşlı fidanlar kullanılır.

ELMA

Bir Yaşlı Fidan: 1,5-2.0 cm çap ve 150 – 200 cm boyundaki fidanlar uçtaki pişkinleşmemiş kısımları kuvvetli yan dalları meydana getirecek pişkin gözlerin bulunduğu 1 m’ye kadar kısaltılırlar. İkinci büyüme mevsiminin başında çatı dalları seçimi yapılır. Çatı dalı sayısı 3-4 tane olup, ilki topraktan 15-20 cm yukarıda ve aralarındaki dikey mesafede 15-20 cm’dir. Çatı dalları farklı gelişmeleri için farklı uzunlukta ve lidere en yakın olan en uzun kesilirler.

meyve3

Şekil 1. Dikimi izleyen ilk büyüme mevsiminin sonu

3-4 Yaşlı Ağaçlar: Çatı dalları arasında iyi bir ilgi aranır; bunlar üst üste gelmemeli ve lider dalın gelişmesi durdurulmamalıdır. Bırakılan yan dallar ikinci büyüme mevsiminin sonunda yeni yan dallar meydana getirecektir. Bunlardan birbirine karışanlar ayıklanarak 2-3 tanesi bırakılır.

5 Yaşlı Ağaçlar: Artık esas yan dallarla çatı iyi teşekkül etmiş ise lider en uygunu dışa doğru gelişen iki dala kadar kesilir. Her çatı dalı bir ağaç kabul edilerek, budama ve dal seçimi önceki yıllarda olduğu gibi yapılır.

Meyveye Yatan Genç Ağaçlar: Ağacı açacak şekilde çok az odun çıkartılması yapılır. Ağaçlar iyi bir terbiye de ise hiçbir kesime gerek yoktur. Kuvvetli bir ağaç bol meyve gözüne sahip olmalı, hastalık ve haşere kontrolünde etkili olacak şekilde açık olmalıdır. Geçmiş yıllarda eğer düzenli bir budama yapılmış ise verim çağına gelmiş ağaçlarda fazla budama yapmaya gerek yoktur. Hiç kimse kesilen dal miktarına bakarak budamanın doğru yapıldığına karar veremez.

Yarı bodur gelişen çeşitlerin budamaları daha değişiktir. Bunlarda;

Dikim zamanı fidan, kök boğazından itibaren 70-80 cm yukarıdan kesilir (Şekil 2).

Birinci yıl tepe dalına dokunulmaz. Toprak seviyesinden 15 cm yüksekliğe kadar olan gövde üzerindeki sürgüler dipten kesilirler. Diğer sürgünlere dokunulmaz. Kışın bırakılan sürgünler arasından çatıyı oluşturacak dallar seçilir. Lider dal ile rekabeti önlemek için yan dalların yaklaşık 1/3’ü kesilir (Şekil 2).

İkinci yıl seçilen 4 çatı dalından dik gelişenler o yılki uzunluğunu 1/3’i kadar kısaltılır. Her çatı dalı üzerinde ikinci derecede yan dallar seçilir ve bunlar da ağacın gelişmesine göre kısaltılırlar.

Üçüncü ve dördüncü yıllarda da aynı yol izlenir. Ağacın gelişmesine göre dallarda kesim yapılacaktır. Bu budamalarda, ağacın güneş ışığından daha fazla yararlanabilmesi için çam ağacına benzeyecek şekilde budanması sağlanır.

meyve4

Şekil 2. Yarı-bodur elmaların budanmaları

İlk 2 yıl boyunca, ağaçtaki bütün çiçekler koparılarak; gelecekteki yüklü meyveyi taşıyacak kuvvetli bir çatı oluşmasına imkan verilir.

Tam bodur elmalar için en iyi budama şekli “İnce-iğ” şeklidir (Şekil 3). Bunun için, bir yaşındaki fidanların tepesi dikim esnasında topraktan 85 cm yukarıdan kesilir. İlk gelişme mevsiminin sonunda, ana gövde üzerinde bulunan ve topraktan itibaren 40 cm’ye kadar olan dallar çıkartılır. Yan dallar ilk gelişme mevsimi sırasında (Temmuz-Ağustos), iple aşağı doğru geniş açı yapacak şekilde bağlanmak veya ağırlık asmak suretiyle eğilirler. Ancak eğilemeyecek derecede çok dik gidenler, budama zamanında tamamen dipten çıkarılırlar. Yan dallarda hiçbir şekilde uç kesimi yapılmaz.

meyve5

Şekil 3. Tam bodur elmada “ince-iğ şekli” budama

Özellikle kiraz gibi hasadı güç olan meyve türlerinde, ağaçlar alçaktan taçlandırılarak bodurlaştırma eğilimi yaygınlaşmaktadır. Gövde yüksekliği üzerinden 60-70 cm yukarıda olacak şekilde yapılan alçaktan taçlandırma ile, ağaç yüksekliği 3,5 m’de tutulabilmekte ve dikim aralıkları da 5 m x 5 ve hatta 5 x 3 m’ye indirilmektedir. Kirazlardaki lider dalın, ağaçlar 7 yaşına geldikten sonra yukarıdan aşağıya doğru her yıl 1/4’i kesilip, 10. yaşına kadar tamamı yok edilerek; ağaçların dik gelişmeleri yerine yaygın gelişmeleri sağlanabilmektedir (Şekil 4). Bu yolla hem budama, ilaçlama, hasat v.b. kültürel uygulamalar ucuz ve kolay olmakta, hem de ağaçların erken yaşta verime geçmeleri sağlanmaktadır.

meyve6

Şekil 4. Fizyolojik olarak bodurluk sağlamak amacıyla kirazların budanması

ŞEFTALİ

Her ne kadar genellikle Goble (çanak) terbiye şekli şeftaliler için kullanılıyor ise de modifiye lider sisteminden de başarılı sonuçlar alınmakta ve en azından çok şeftali çeşitlerinde tercih edilmektedir.

Dikimden sonraki 3-4. hafta sonuna kadar sürgünler gelişmeye bırakılır. Bu süre sonunda ana gövde üzerinde birbiri üstüne gelmeyecek şekilde 4-5 çatı dalı seçimi yapılıp, diğerleri çıkartılır. 120 cm’nin sonundaki kuvvetli olan uç dal lider olarak bırakılır. Diğer yan dallar arasında 15 cm uzaklık olmalıdır. 5 dal seçildiği zaman, en alttaki dalın toprak seviyesinden 40 cm yukarıda olması gerekir.

İkinci büyüme mevsiminin sonunda ağaç çok hafif budanır. Lider dalın gelişmesini tehlikeye koyan her yan dal dışa bakan göz üzerinden kısaltılır.

Üçüncü büyüme mevsiminde hafif budama yapılmalıdır. Çatı dallarından çıkan dallardan uygun olan 2-3 tanesi bırakılıp diğerleri çıkarılır. Bunların uçları dışa doğru hafif alınabilir. Kuvvetli kesim istenmez. Birbirine giren ve dikey gelişen dal ve dalcıklar çıkarılır. Eğer çatı iyi teşekkül etmiş ise lider dalın gelişmesini engellemek için ağaç yana doğru açılır.

Dördüncü büyüme mevsiminde de çok az budama yapılmalıdır. Bu dönemde, çiçek ve meyve oluşmasını engellemek için kuvvetli budamadan özellikle kaçınılmalıdır. Gövde de bulunan kalabalık sürgünler seyreltilebilir. Önce ki yıl yapılamamış ise, lider bu zamanda zayıflatılır.

Verim çağına gelmiş şeftali ağaçlarının her yıl budanması önemlidir. Aksi halde, ağaç yana ve yukarı doğru çabuk ve kuvvetli gelişir.

AVUSTURYA

Kasım 29, 2009 Yorum yapın

AVUSTURYA

Yüzölçümü : 83.855 km²

Nüfus : 7.57 milyon

Başkent : Viyana

Önemli Şehirler : Viyana, Salzburg, Innsburck, Linz, Graz, St. Polten, Leoben, Klagenfurt, Villach, Dornbirn, Steyr, Wiener Neustadt

Yeri : Güney Avrupa’da yer alan Avusturya, Doğu Alpler’in ve Tuna Ovası’nın bir bölümünü kaplamaktadır.

Dil : Almanca

Din : Katolik

Para birimi : Avusturya Şilingi

Önemli coğrafi yerler : Alp dağları.

HOFBURG SARAYI (1535 Avusturya)

Hofburg, Viyana’nın eski bölgesini çevreleyen hoş bulvar Ringstrasse’ın doğusundadır.

Bir saraydan çok, 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar farklı dönemlerin mimari özelliklerini taşıyan binalar topluluğu olarak nitelendirilebilecek Hofburg, Habsburg hanedanının, Kutsal Roma İmparatorlarının ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yöneticilerinin Viyana’daki eviydi. Kompleksin, sayısız avlu ve binayla dolu karmaşık yapısı, Habsburglar’ın yıkılmakta olan imparatorluğunu çağrıştırsa da, burada, Beethoven’in piyanosundan Meksikalı Moctezuma’ın tacına kadar çok sayıda değerli eşya bulunur. Hofburg’un bazı bölümleri devlet dairesi olarak kullanılırken, diğer bölümleri Habsburgla’ın kuşaklar boyunca biriktirdiği koleksiyonların sergilendiği müzelere dönüştürülmüştür. Sarayın, en eski bölümü Schvveizerhof (burayı garnizon olarak kullanan İsviçreli muhafızın adını almıştır), 1533′te I. Ferdinand kaleyi evi olarak kullanmaya başladığında, devamlı bir kraliyet mekanı haline gelmiştir. Kabul salonu ve 80 yıl tahtta kaldıktan sonra 1916′da ölen İmparator Franz Josef in sade odası gibi kraliyet dairelerinde, burayı ısıtmaya yarayan devasa ocaklara rastlanıyor. Burada bir de imparatorun karısı olan şımarık ve etkileyici İmparatoriçe Elizab’eth’in formunu koruduğu jimnastik salonu yer alıyor. Pazar günleri, dünyaca ünlü Viyana Çocuk Korosu şarkı söylüyor. Kraliyet hazinesi, aralarında 10. yüzyıldan kaldığı sanılan mücevherlerle bezeli taç da olmak üzere, çok sayıda değerli objeye ev sahipliği yapıyor. Burada, harika Order of t Golden Fleece’e ait cübbeler ve dini elbiseler mücevherler Burgundy Düklerinden kalan kutsal emanetlerin saklandığı sandıklardan oluşan türlü teçhizat bulunuyor. Hıristiyan aleminin önemli bir yadigarı olan Holy Lance de burada görülebilir.

Habsburglar yüzyıllar içinde saraylarını genişletti. I. Ferdinand, saraya sonradan ahıra dönüştürülen şık bir Rönesans kanadı ekledi Bir bölümü bugün galeri olarak hizmet veriyor.

İmparatoriçe Elizabeth’in yaşadığı Amelienburg’un yapımına 1575′te başlandı. Bugün Avusturya başkanı 17. yüzyıl kanadında yaşıyor.

1720’lerde inşa edilen kütüphanede 70 bin cilt kitap bulunuyor. Zarif sütunlu girişi ve kubbesindeki trompe l’oeil fresklerle burası "bir kitap katedrali” diye nitelendirilir. Din bilimi ve hukuk kitapları mavi, bilim kitapları sarı ve diğerleri kırmızı ciltlidir. Beyaz Lipazzaner atlarının gösteriş yaptığı, sütunları ve avizeleriyle ünlü İspanyol Binicilik Okulu’nun yapımı 1735’de tamamlandı.

Kategoriler:almanca, avrupa, AVUSTURYA, viyana
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.